Almanca kelimeler: Deyimler ve Kalıp İfadeler
“Deyimler ve Kalıp İfadeler” konusunda 60 Almanca kelime; çeviri, telaffuz ve örnek cümlelerle. Uygulamada keşfet.
Bu konudaki kelimeler
- ins kalte Wasser springen — balıklama atlamak / hazırlıksız şekilde kendini işe atmak
- der rote Faden — ana fikir / ana hat / ortak bağ
- jemandem Honig ums Maul schmieren — birine yağ çekmek / tatlı dille pohpohlamak
- hieb- und stichfest — çürütülemez / su geçirmez mantıkta / sapasağlam
- zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen — bir taşla iki kuş vurmak
- Tomaten auf den Augen haben — gözünün önündekini görememek / apaçık olanı fark etmemek
- der springende Punkt — can alıcı nokta / işin püf noktası
- Öl ins Feuer gießen — yangına körükle gitmek
- jemanden auf die Palme bringen — birini çileden çıkarmak / birini çok öfkelendirmek
- Nägel mit Köpfen machen — işi somutlaştırmak / somut kararlar almak / lafta kalmamak
- auf dem Holzweg sein — yanılıyor olmak / yanlış yolda olmak
- die Katze im Sack kaufen — görmeden satın almak / körü körüne satın almak
- mit Ach und Krach — kıl payı / güç bela / binbir güçlükle
- sich ins Zeug legen — kendini iyice vermek / büyük çaba göstermek / elinden geleni yapmak
- etwas ausbaden — ceremesini çekmek / sonuçlarına katlanmak
- der Wink mit dem Zaunpfahl — çok açık ima / bariz gönderme
- ins Fettnäpfchen treten — pot kırmak / gaf yapmak
- blau machen — okulu / işi asmak / kırmak
- das A und O — olmazsa olmaz / en önemli şey / işin özü
- etwas auf die lange Bank schieben — ertelemek / belirsiz süreyle ertelemek / sürüncemede bırakmak
- die Daumen drücken — birine şans dilemek / parmaklarını çapraz tutmak
- unter vier Augen — baş başa / özel olarak / yalnızken
- jemandem einen Bären aufbinden — birine masal anlatmak / birini kandırmak / birine palavra sıkmak
- das Zünglein an der Waage — belirleyici unsur / sonucu belirleyen etken / kilit nokta
- jemandem den Rücken stärken — birine arka çıkmak / birini desteklemek / birine güven vermek
- die Flinte ins Korn werfen — pes etmek / havlu atmak / vazgeçmek
- das Tüpfelchen auf dem i — son dokunuş / pastanın kreması / noktayı koyan ayrıntı
- sich querstellen — ayak diremek / zorluk çıkarmak / karşı koymak
- der Drahtseilakt — denge işi / ip üstünde yürüme / hassas dengeleme
- etwas auf die Goldwaage legen — bir şeyi fazla ciddiye almak / lafın her kelimesine takılmak / aşırı alınganlık göstermek
- die Kirche im Dorf lassen — abartmamak / ölçüyü kaçırmamak / olayları büyütmemek
- der Elefant im Raum — odadaki fil / herkesin gördüğü ama kimsenin konuşmadığı bariz sorun
- sich die Zähne an etwas ausbeißen — bir şeyde dişini kırmak / çok zor bir işte başarısız olmak
- verklausuliert — üstü kapalı / dolaylı / ima yoluyla ifade edilmiş
- mit dem Kopf durch die Wand — inatla zorlamak / patavatsızca dayatmak / kafasına koyduğunu yapmak
- das Fass zum Überlaufen bringen — bardağı taşırmak / son damla olmak
- der Tropfen auf den heißen Stein — devede kulak / okyanusta bir damla
- sich auf dünnem Eis bewegen — ince buz üstünde olmak / tehlikeli durumda olmak
- jemandem reinen Wein einschenken — birine açık açık gerçeği söylemek / dobra dobra konuşmak
- etwas auf die leichte Schulter nehmen — bir şeyi hafife almak
- jemandem Sand in die Augen streuen — birinin gözüne kum atmak / kandırmak
- gang und gäbe — yaygın / alışılmış / olağan
- sich wie ein roter Faden durch etwas ziehen — bir şeyin içinde kırmızı bir iplik gibi baştan sona uzanmak / ana tema olarak tekrar etmek
- der Tanz auf dem Vulkan — volkanın üstünde dans / ateşle oynamak / son derece riskli durum
- aus dem Nähkästchen plaudern — içeriden sırlar anlatmak / özel bilgileri ağzından kaçırmak
- fix und fertig — bitkin / perişan halde / tükenmiş
- ad acta legen — rafa kaldırmak / dosyaya kaldırıp artık ele almamak
- ein zweischneidiges Schwert — iki ucu keskin kılıç
- mit offenen Karten spielen — açık oynamak / dürüst ve açık sözlü olmak
- der Nagel auf den Kopf — tam isabet / meselenin özü / çivinin tam başı
- im Eimer sein — bitkin olmak / mahvolmuş olmak / bozulmuş olmak
- das Blatt wenden — gidişatı değiştirmek / durumu tersine çevirmek
- ein zweiter Frühling — ikinci bahar / yeniden canlanma / ikinci gençlik
- die Quadratur des Kreises — çemberin karelenmesi / imkânsız görev / olanaksız iş
- ins Gras beißen — ölmek / nalları dikmek
- jemanden aufs Glatteis führen — birini yanlış yönlendirmek / birini şaşırtmak
- hin und hergerissen — kararsız / ikilem içinde
- das Heft in die Hand nehmen — kontrolü ele almak / işleri kendi eline almak
- jemandem den Wind aus den Segeln nehmen — birinin rüzgârını kesmek / birinin hevesini kursağında bırakmak
- auf keinen grünen Zweig kommen — bir baltaya sap olamamak / bir yere varamamak / başarıya ulaşamamak