Almanca kelimeler: İnce Duygular ve Hâller
“İnce Duygular ve Hâller” konusunda 52 Almanca kelime; çeviri, telaffuz ve örnek cümlelerle. Uygulamada keşfet.
Bu konudaki kelimeler
- die Sehnsucht — özlem / hasret
- die Rührung — duygulanma / içten etkilenme
- die Beklommenheit — sıkıntı / iç daralması / tedirginlik
- euphorisch — coşkulu / öforik
- zerknirscht — mahcup / pişman / boynu bükük
- die Ehrfurcht — hayranlık / saygı dolu huşu
- sich gekränkt fühlen — gücenmek / kırılmış hissetmek
- die Wehmut — hüzün / tatlı hüzün / melankoli
- aufgewühlt — altüst olmuş / duygusal olarak sarsılmış / çalkalanmış
- nachdenklich — dalgın düşünceli / düşünceli / mütefekkir
- die Niedergeschlagenheit — keder / çökkünlük / moral bozukluğu
- die Verbitterung — acılaşma / kırgın öfke / içerleme
- das Unbehagen — rahatsızlık hissi / huzursuzluk / tedirginlik
- melancholisch — melankolik / hüzünlü
- gekränkt — gücenmiş / kırılmış / alınmış
- schwärmen — övgüyle bahsetmek / hayranlıkla anlatmak / coşkuyla konuşmak
- sich sehnen nach — özlem duymak / hasret çekmek / bir şeyi çok istemek
- die Genugtuung — tatmin / iç huzuru / hoşnutluk
- fassungslos — afallamış / şaşkınlıktan donakalmış / nutku tutulmuş
- die Verlegenheit — mahcubiyet / utanç / sıkıntı / zor durum
- die Reue — pişmanlık / vicdan azabı
- die Ergriffenheit — duygulanma / derin duygusal etkilenme
- verunsichert — güvensiz / tedirgin / afallamış
- die Gereiztheit — asabilik / sinirlilik / tahriş olmuşluk
- innig — içten / gönülden / derin
- resigniert — boyun eğmiş / yılmış / kaderine razı
- die Erleichterung — rahatlama / iç huzuru
- sich schämen — utanmak
- die Verstimmung — keyifsizlik / can sıkıntısı / kırgın hava
- die Geborgenheit — güvende hissetme / sıcak aidiyet duygusu
- die Kränkung — kırgınlık / incinme / hakaret
- beglückt — çok mutlu / sevinçten dolu / mesut
- geknickt — moralı bozuk / çökkün
- sich verzehren nach — özlemini çekmek / hasretle istemek / yanıp tutuşmak
- verstört — sarsılmış / altüst olmuş / afallamış
- die Zerrissenheit — iç çatışma / ikilem / parçalanmışlık
- die Schadenfreude — başkasının zararına sevinme / Schadenfreude
- dünnhäutig — alıngan / aşırı hassas
- hadern — içten içe dert etmek / vicdan azabı çekmek / kafa yormak
- verbittert — acılaşmış / küskün / kin dolu
- die Ratlosigkeit — çaresizlik / şaşkınlık içinde kararsızlık
- inniglich — şefkatle / içtenlikle / sevgiyle
- die Fassungslosigkeit — şaşkınlık / afallamışlık / şok içindeki inanamama
- sich grämen — tasalanmak / kederlenmek / üzülüp durmak
- der Überschwang — coşkunluk / taşkın sevinç
- missmutig — suratsız / keyifsiz / aksi
- die Innigkeit — derin içtenlik / sıcak yakınlık
- das Mitleid — merhamet / acıma
- gereizt — sinirli / alıngan / gergin
- sich wundern — şaşırmak / hayret etmek
- die Anteilnahme — başsağlığı / duygudaş ilgi / empati dolu katılım
- befangen — çekingen / tutuk / mahcup